Kapat

Aitsizliğin Yön Değiştirmesisin

Aitsizliğin Yön Değiştirmesisin

Bugün gene başım dönüyormuşcasına sarhoş gibi dolanıyorum ortalıkta. Etrafımda insanlar var gene bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar sevinç gösterileri yapıyorlar, bazısı yok yere şımarıyor, bazısı boş yere yaranmaya çalışıyor ,soran gözlerle bakmama rağmen soran gözlerimi gören yok. Bugün gene aynı filmin bilmem kaçıncı sahnesini çekiyoruz, bıkmıyorlar, yorulmuyorlar aynı tepkide, aynı diyalogları kurmaya. Nefret ediyorum, bağırmak istiyorum ama sadece merak eden gözlerle bakıyorum. Sürekli farkı mekanlara girip çıkıyoruz sürekli her an bir şeyler değişiyormuş izlenimi yaratmaya çalışıyorlar açıkçası çok da fazla oyalanıyorlar başı boş saatlerde kendilerini her gün biraz daha kaybediyorlar beynimde, imgelerimde.

Tanıdığımı sandığım insanlar aslında tanınmayacak halde. Artık zamanın da önemi yok, içim öyle bir hale gelmiş ki ne kadar zaman geçerse geçsin gene koparıyorum ipimi, orada olmamam gerektiğini anlıyorum her defasında… Eskiden de delirtirdi bir aitsizlik beni ama seni gördükten sonra her şeyin tüm hayatının sil baştan yazılabildiğini öğrendikten sonra daha çok değişti her şey. Şimdi nereye gidersem gideyim aitsizlikle beraber çok müthiş bir acı taşıyorum iliklerime kadar. Her şeyde sen kadar anlam arıyorum, her şeyde sen kadar bütünlük, intizam, doğruluk, samimiyet, incelik, asalet ama baktığım her karede içim oyuluyor adeta. Daha çok nefretle dönüyorum tekrar yorgun düşen zihnimi yaslıyorum sonra bir başka sabaha.. Koca bir yılı bırakmışım arkamda böle duygularla.. Ve kimse bilmeden, kimseye hissettirmeden sen daha iyi bilirsin.. Biz hep en iğrençlerle karşılaşırız, ama buna rağmen başkalarının gözünde hep de enlerden olmak zorundayız.. Enlerin hiç sonu yok… Sensizliğin olmadığı gibi.. Her gece yattığımda korkmaya başladım ya bu film olması gerektiği gibi olmadan seni tümden kaybedersem diye.. Bahsettiğim ölüm korkusu.. Ve her yeni günde en uzakta da olsan en azından yaşadığın için çok mutluyum..

Senle konuşuyorum içimden..

Boğazımda düğümlenen şeyler üzerine oturup saatlerce yazıyorum.. Senle konuşuyorum içimden.. Sen duyarsın.. Beni bulduğunda delirmiş olmaktan korkuyorum sonra.. Çünkü normal anlatılan kitaplarda yazılan, günlük olarak herkesin aman işte kavga ettik.. Aman işte böle şöyle olduğu palavraları değilsin.. Ben seni hala yıllar sonra titreyen dudaklarımla anıyorum…ben seni hala sanki hiç gelmemişsin gibi arıyorum.. Hala yokluyorum saatleri, sanki daha hiç karşılaşmamış gibi heyecanlanıyorum.. Patlayacak gibi oluyorum bazen, iki de bir duygusuzmuşum gibi oynuyorum insanlara.. Sanki gizli bir efsane gibisin.. Oysa senden güzel başka hangi gerçek var? Ah sevgili ben bir şeyleri başkasının üzerine kuran her şeyi boş verip giden yada bırakabilen biri değildim.. Ama sanrım insan tamamlanınca doğrusunu bulunca kendiliğinden olan bir şey oluyor bu..

Sen gittiğinden beri ben benlikten çok uzaktayım.. Aynaya her baktığımda bir yabancıyım.. İnsanlarla konuşurken bile yabancıyım…sanki ellerimin bir kısmı, dilimin bir kısmı, kalbimin bir kısmı, zihnimin bir yarısı orada o günde kaldı.. O günden beri çok hırçınım.. Sadece gözlerimi kapatıp giriveriyorum savaştan savaşa.. Arada dayanıyorum soğuk duvara ağlamak için sessizce.. Öyle zor geliyor ki ağlamak bile.. Bir iki yaş gelince bile sevinir oldum.. Zehri akıttığıma dışarı.. O hikayeyi hatırlıyorum sonra.. Kadınla erkek tamamlayıcı olarak yan yana yaratıldılar sonra dünyayı sarsabildiklerini görünce onları ayırıp ayrı ayrı yerlere yolladılar.. Senle o gün bir çarpışma oldu.. Güçlerimiz birleştiğinde.. Ve ayrı kaldık gene… aitsizliğin bir daha yön değiştirdiği günü iple çekiyorum…zırhları değiştirdiğimiz güne kadar HOŞÇAKAL..

Bir cevap yazın