Atasözleri / Anlamlı / Kısa

atasözleri-1
Paylaş
 

Bu sayfamızda en güzel atasözleri ve kısa atasözleri, atasözü yer almaktadır. Anlamlı atasözleri ve özlü atasözleri için ayırdığımız güzel sözler sitemizde popüler atasözleri, türk atasözleri, değerli atasözleri paylaştık. Bugüne kadar söylenmiş kısa atasözleri aşağıdadır.

Anlamlı Atasözleri

Adam zengin olamaz, zengin adam olamaz.

Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır.

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

Zaman sana uymazsa, sen zamana uy.

Akıllı düşman, akılsız dosttan iyidir.

Zararın neresinden dönersen kardır.

Ağaç yaş iken eğilir.

Zehirden şifa, kahpeden vefa beklenmez.

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.

Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.

Akıllı olup tembel ise ikaz et, akılsız olup da çalışkan ise dikkat et.

Yedisinde neyse, yetmişinde de o olur.

Akacak kan damarda durmaz.

Yılanın soktuğunu akrep de sokar.

Arayan bulur, inleyen ölür.

Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.

Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz.

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.

Aç koyma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.

Yuvarlanan taş yosun tutmaz.

Ah yerde kalmaz.

Yol yürümeyle, borç ödemeyle biter.

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

Yemeye hazır dayanmaz.

Acele işe şeytan karışır.

Yiğidi öldür, hakkını yeme.

Ardıcın közü, yalancının sözü olmaz.

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.

Arsız erimez, çayır çürümez.

Yalnız kuş, yuva yapmaz.

Yaş kesen, baş kesen iflah olmaz.

Aca dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.

Varsa pulun, herkes kulun, yoksa pulun, dardır yolun.

Ağır harman geç kalkar.

Vakit nakittir.

Arayan Mevla’sını da bulur, belasını da.

Üzüm üzüme baka baka kararır.

Aç it duvarı deler.

Uysal atın çiftesi pek olur.

Umut fakirin ekmeğidir.

Aç kurt insana saldırır.

Ucuz alan pahalı alır.

Adamak kolay, ödemek güçtür.

Ucuz etin yahnisi yenmez.

Akan su yosun tutmaz.

Tok ağırlaması güçtür.

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.

Tek taştan duvar olmaz.

Alışmış kudurmuştan beterdir.

Tavuk suyu içer, Allah’a bakar.

Altın yere düşmeyle değer kaybetmez.

Tereciye tere satılmaz.

Aç köpek fırın deler.

Tavşan dağa küsmüs, dağın haberi olmamış.

Acın koynunda ekmek eğlenmez.

Taşıma su ile değirmen dönmez.

Acın karnı doyar gözü doymaz.

Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.

Ağalık vermeyle, yiğitlik vurmayla olur.

Su testisi su yolunda kırılır.

Ahmak misafir evsahibini ağırlar.

Su uyur, düşman uyumaz.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Söyleme sırrını dostuna, o da söyler dostuna.

At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.

Söz dinleyen, söz verenden uz gerek.

Atın ölümü arpadan olsun.

Sırrını düşman bilmesin dersen, dostuna açma.

At yedi günde, it yediği günde belli olur.

Sen eşek olursan, semer vuran çok olur.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Seli gider, kumu kalır.

Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.

Söz büyüğün, sus küçüğün.

Azman olma, uzman ol.

Söyleme dostuna, söyler dostuna. Bir gün olur tuz basarlar postuna.

Azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında olur.

Sopayı yiyen eşek atı geçer.

Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı.

Sinek küçük ama mide bulandırır.

Balık baştan kokar.

Sayılı koyunu kurt kapmaz.

Belli düşman, gizli dosttan yeğdir.

Sakla samanı, gelir zamanı.

Bir koyundan iki post çıkmaz.

Sabreden derviş, muradına ermiş.

Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur.

Pis boğaz ile boş boğaz, beladan kurtulmaz.

Bedava sirke baldan tatlıdır.

Para parayı çeker.

Bir ekmek, dokuz aç; durma ordan kaç.

Parasız pazara, kefensiz mezara gidilmez.

Bir gemide iki kaptan olmaz.

Ölüsü olan bir gün ağlar, delisi olan her gün ağlar.

Bir göz ağlarken bir göz gülmez.

Öl benim için, öleyim senin için.

Bir taşla iki kuş vurulmaz.

Ölmüş eşek kurttan korkmaz.

Biri yer, biri bakar kıyamet ondan kopar.

Öküzün altında buzağı arıyor.

Besle kargayı, oysun gözünü.

Öfle ile kalkan zarar ile oturur.

Borcunu bilmeyen, namusunu bilmez.

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

Bin dost az, bir düşman çok.

Ne verirsen elinle, o gider seninle.

Bal tutan parmağını yalar.

Nasihat vereceğine para ver.

Bakmakla usta olunsaydı, kediler kasap olurdu.

Meyve veren ağaç taşlanır.

Bir çiçekle bahar gelmez.

Mızrak çuvala sığmaz.

Bildiğinin bir huyu, bilmediğinin bin huyu olur.

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Borçlu ölmez, benzi sararır.

Lokma karın doyurmaz, şefaat artırır.

Beyazın adı var, esmerin tadı var.

Lafla peynir gemisi yürümez.

Bez alırsan Musul’dan, kız alırsan asıldan al.

Kötü çamın kozalağı çok olur.

Bilen de konuşur, bilmeyen de.

Kar, zararın kardeşidir.

Bilmediğin lafa karışma.

Kurunun yanında yaş da yanar.

Bıçak yarası unutulur, dil yarası unutulmaz.

Kurt kocayınca, köpeğin maskarası olur.

Bağdat’a pirince gideyim derken, evdeki bulgurdan olma.

Körle yatan şaşı kalkar.

Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer.

Köprüyü geçene kadar, ayıya dayı de.

Bin ölçüp, bir biçmeli.

Köpeklerin duası kabul olsa, gökten kemik yağar.

Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır.

Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

Binde bir gelinen yere gül döşerler, her gün gelinen yere kül döşerler.

Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.

Borç yiğidin kamçısıdır.

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla.

Bugün bana ise, yarın sana.

Kılıç kınını kesmez.

Bülbülün çektiği, dili belasıdır.

Keskin sirke küpüne zarar.

Büyük lokma ye ama büyük konuşma.

Kendi düşen ağlamaz.

Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.

Kel yanında kabak anılmaz.

Cahil dostun olacağına, alim düşmanın olsun.

Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

Can boğazdan gelir.

Kaşıkla verip, sapıyla gözünü çıkarma.

Çamura taş atma, üstüne sıçrar.

Karnının doymayacağı yere, açlığını bildirme.

Cenabetten keramet umulmaz.

Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu.

Çok gezilen yerde ot bitmez.

Kafirden hacı, elden bacı olmaz.

Çok arpa atı çatlatır.

Kabadayı tükürdüğünü yalamaz.

Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir.

İp inceldiği yerden kopar.

Çağrıldığın yere erinme, çağrılmadığın yerde görünme.

İki eğriden bir doğru çıkmaz.

Çürük tahta mıh tutmaz.

İki cambaz bir ipte oynamaz.

Danışan dağlar aşar, danışmayan yolda şaşar.

İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır.

Davetsiz gelen döşeksiz oturur.

İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde yaşar.

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.

İki at bir kazığa bağlanmaz.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

İt iti ısırmaz.

Demir nemden, insan gamdan çürür.

İt ile çuvala, kedi ile kilere girilmez.

Denize düşen yılana sarılır.

İyiden kötülük gelmez.

Dereyi görmeden paçayı sıvama.

İt yatağında ekmek ufağı aranmaz

Dibi görünmeyen sudan geçme.

İşi olmayanın, aşı olmaz.

Dinsizin ipi ile kuyuya inilmez.

İyi insan lafının üstüne gelir.

Dost kötü günde belli olur.

İt ite buyurur, it de kuyruğuna.

Dost yüzünden, düşman gözünden belli olur.

Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz.

Eğreti ata binen tez iner.

Irmaktan geçerken at değiştirilmez.

Ekmek elden su gölden.

Horuzu çok olan köyün sabahı geç olur.

El ağzına bakan karısını tez boşar.

Her kuşun eti yenmez.

El sözü harman tozu.

Her işte bir hayır vardır.

Eline, diline, beline mukayyet ol.

Hasta yatan değil, eceli gelen ölür.

Erkek söyler, kadın dinler.

Haydan gelen huya gider.

El öpmeyle dudak aşınmaz.

Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.

Eşeğini övmeyen çerçi olmaz.

Haramın binası olmaz.

Evvel can, sonra canan.

Hısımı hısım yapan da avrat, hasımı hasım yapan da.

Eceli gelen köpek cami duvarına işer.

Güvendiğimiz dağlara karlar yağdı.

Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar, ya çiyan.

Gelen geçer, konan göçer.

Eken biçer, konan göçer.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa.

Havlamasını bilmeyen it, sürüye getirir kurt.

Güzel bürünür, çirkin görünür.

El elden üstündür.

Güzeli herkes sever.

Haram harama gider.

Gülün dostu dikendir.

El elin eşeğini türkü çağırırak arar.

Güzellik görenin gözündedir.

Hayvan ölür semeri kalır, insan ölür eseri kalır.

Gün ola, harman ola.

Eli dar olanın dili kısa olur.

Gitti ağalar paşalar, kellere kaldı köşeler.

Haklı haksızı Bağdat’tan çevirir.

Gizliden gebe kalan, aşikare doğurur.

Fazla naz aşık usandırır.

Görünen köy kılavuz istemez.

Hak ol ki, pak olasın.

Gülme komşuna, gelir başına.

Fukara oklavayı hacetten sayar.

Hamama giren terler.

Garip kuşun yuvasını Allah yapar.

Haddini bilmeyene haddini bildirirler.

Gem almayan atın ölümü yakındır.

Güneş giren eve hekim girmez.

Güzel gözünden, yiğit sözünden belli olur.

Gelin binmiş deveye, gör kısmeti nereye.

Hain olan korkak olur.

Geçtiğin köprüleri yakma.

Hak dedikten sonra, akan sular durur.

Gafleti çok olanın devleti yok olur.

Haklı hakkından vazgeçmez.

Fakirin tavuğu tek tek yumurtlar.

Halep orada ise arşın burada.

Emanet ata binen tez iner.

Helal mal kaybolmaz.

Elin ile koymadığını kaldırma.

Havlayan köpek ısırmaz.

El ağzı ile çorba içilmez.

Hem suçlu, hem güçlü.

Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur.

Harman yel ile, düğün el ile.

Eğri oturup, doğru konuşalım.

Herkes ettiğini bulur.

El yumruğu yemeyen, kendi yumruğunu balyoz sanır.

Hırsıza anahtar gerekmez.

Ev alma, komşu al.

Hocanın yap dediğini yap, yaptığını yapma.

Eşek çamura düşünce, sahibinden yiğidi olmaz.

Huylu huyundan vazgeçmez.

Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır.

Hazıra dağ dayanmaz.

Evinde yok bulgur aşı, kendi gezer bölük başı.

Hem kız, hem baldırı düz, hem de ucuz olurmu?

Erkek sel, kadın göl.

Her koyun kendi bacağından asılır.

Er kocar gönül kocamaz.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

Ele verir talkını kendi yutar salkımı.

Irmak kenarına çeşme yapılmaz.

Emeksiz yemek olmaz.

Isıracak it dişini göstermez.

Ekmek Hıdır’ın su Bedir’in, yiyin için kudurun.

İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü kara.

Düşenin dostu olmaz.

İti an, çomağı hazırla.

Dost başa, düşman ayağa bakar.

İyilikle uslanmayanın sonu kötektir.

Dost acı söyler.

İşleyen demir ışıldar.

Dinsizin hakkından imansız gelir.

İyi olursa bahtından, kötü olursa bizden bilirler.

Deveyi yardan atlatan bir tutam ottur.

İyilik et, denize at; balık bilmezse, Halık bilir.

Derdini söylemeyen derman bulamaz.

İyilik et kele, öğünsün ele.

Demir tavında dövülür.

İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.

Deli söylemiş de akıllı oynatmış.

İnanma dostuna, saman koyar postuna.

Değneği yiyenle sayan bilir.

İnsan göre göre, hayvan süre süre alışır.

Davulun sesi uzaktan kulağa hoş gelir.

İnsan olmayan, insan kadrini bilmez.

Damlaya damlaya göl olur.

İki dinle bir söyle.

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

İnsan kocar, gönlü kocamaz.

Çocuktan al haberi.

İstediğini söyleyen, istemediğini işitir.

Çam sakızı çoban armağanı.

Kap sirkeye göredir.

Çok söyleme arsız olur, çok verme hırsız olur.

Kalem kılıçtan üstündür.

Çakalsız köy olmaz.

Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş.

Cihanı yakan zulümdür, kazma-kürek değil.

Kasap et derdinde, koyun can derdinde.

Can çıkmadan ümit kesilmez.

Katıra “baban kim?” demişler, “dayım at” demiş.

Can çıkar, huy çıkmaz.

Kazma kuyuyu, kazarlar kuyunu.

Cami ne kadar büyük olsa da, imam bildiğini okur.

Keçinin canı sopa isteyince, çobanın değneğine sürtünür.

Cahil kendinin düşmanıdır, başkasına nasıl dost olur?

Cömert derler, maldan ederler; yiğit derler, candan ederler.

Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz.

Bülbülü altın kafese koymuşlar, “vatanım” demiş.

Kırk hırsız bir çıplağı soyamaz.

Bugünün işini yarına bırakma.

Kızını dövmeyen dizini döver.

Boş duranı Allah da sevmez, kulu da.

Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

Boğulursan büyük suda boğul.

Köpeğe dalaşmaktansa, çalıyı dolaşmak hayırlıdır.

Bir musibet bin nasihatten iyidir.

Köpeksiz köy buldu, değneksiz gezer.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

Körler sağırlar birbini ağırlar.

Bin bilsen de, bir bilene danış.

Kötü tarlanın verdiğini, yiğit kardeş vermez.

Bahanesiz dost köyüne varılmaz.

Kurt kuzu kaptığı yeri dokuz defa yoklar.

Bıçak sapını kesmez.

Kibirin hasmı Allah’tır.

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

Kuştan korkan, darı ekmez.

Biliyordun kıçının huyunu, niye içtin mercimeğin suyunu?

Kitaplar soğuk ama güvenilir dostlardır.

Bıçak kadar boyu var, türlü türlü huyu var.

Leyleğin ömrü lak lak ile geçer.

Beyden doğan, bey olur.

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.

Beş parmağın beşi bir değil.

Merd-i Kıpti şecaat arzederken sirkatin söyler.

Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Malına mukayyet ol, komşunu hırsız çıkarma.

Bir çöplükte iki horoz ötmez.

Namazda meyli olanın, kulağı ezanda olur.

Başsız evin köpeği çok havlar.

Ne ekersen onu biçersin.

Balı parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer.

Okumayı sevmeyene dokuz hoca az.

Bir adamın karısı, o adamın yarısıdır.

Öfke gelir gider, kelle gider gelmez.

Battı balık yan gider.

Öksüz kuzu, toklu olmaz.

Benim oğlan bina okur, döner döner gene okur.

Ölmüş at arar, nalını sökmeğe.

Bizim gelin bizden kaçar, ele başını açar.

Ölenle ölünmez.

Bir ye, bin şükret.

Öldüğüne bakmaz da, koz ağacından tabut ister.

Ben ağa, sen ağa; bu ineği kim sağa?

Para insana dil, elbise insana yol öğretir.

Bir sürüye bir kurt yeter.

Paraya nereye gidiyorsun demişler, çoğun olduğu yere demiş.

Bir evde düzen olunca düzenbazlık olmaz.

Pire itte, bit yiğitte olur.

Bir mıh bir nal, bir nal bir at, bir at bir er, bir er bir vatan kurtarır.

Rüzgar eken, fırtına biçer.

Bekara karı boşamak kolay gelir.

Sakalda keramet olsa, keçi şehlik ederdi.

Bir koltuğa iki karpuz sığmaz.

Saman elin ise, samanlık senin.

Bir korkak bir orduyu bozar.

Sen kendini övme, el seni övsün.

Bir deli bir kuyuya bir taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.

Soğuk su, sıcak aş diş düşmanı, genç avrat koca herif düşmanı.

Bağa gir izin olsun ki, yemeye yüzün olsun.

Söyle arkadaşını, söyleyeyim sana seni.

Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.

Söylemeyen ağız, söyleyen ağzı yorar.

Azan mevlasını da bulur, belasını da.

Söz var insanı yola getirir, söz var insanı yoldan çıkarır.

Ayağını yorganına göre uzat.

Su akarken testini doldur.

Atı alan Üsküdar’ı geçer.

Soyunu unutanın cenazesini soysuzlar kaldırır.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Ata et, ite ot verilmez.

Söz gümüş ise sükut altındır.

At sahibine göre kişner.

Söyleyene değil, söyletene bak.

Atlar tepişir arada eşekler kalır.

Sekiz aptal, dokuz kaşığı boş bırakmaz.

At binenin, kılış kuşananındır.

Su akmadıkça durulmaz.

Ayıdan post, gavurdan dost olmaz.

Adam yokluğunda, keçiye Abdurrahman Çelebi derler.

Sürüden ayrılanı kurt kapar.

Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir altından olsa çulu.

Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.

Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.

Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.

Ana gibi yar, vatan gibi diyar olmaz.

Tilkinin dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır.

Altın anahtar her kapıyı açar.

Tok açın halinden anlamaz.

Akıl yaşta değil baştadır.

Topalla gezen aksama öğrenir.

Akıl akıldan üstündür.

Ak koyunun kara kuzusu da olur.

Ummadığın taş baş yarar.

Aç tavuk rüyasında kendini darı anbarında görür.

Un elekten, çamur bilekten geçer.

Aç ayı oynamaz.

Ufak suda balık kendini büyük sanır.

Aç ile arkadaş olma, yemem der de sömürür.

Üzümünü ye, bağını sorma.

Aç aman bilmez.

Vakitsiz öten horuzun başını keserler.

Acıyan çok ama, ekmek veren yok.

Veren el, alan elden üstündür.

Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.

Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.

Yanlış hesap Bağdat’tan döner.

Arkalı köpek kurdu boğar.

Yazın eli yaş olanın, kışın ağzı yaş olur.

Ar eden, kar etmez.

Yenenle yanana bir şey dayanmaz.

Ata da soy gerek, ite de.

Yıkılan güreşe doymaz.

Alış-veriş başka, dostluk başkadır.

Yola giden yorulmaz.

Ata binen, nalını mıhını arar.

Yavuz itin sonu uyuz olur.

Ağlayanın malı, gülene hayır etmez.

Yürük at yemini, yavuz it ününü artırır.

Ağır kazan geç kaynar.

Yüz versen astar ister.

Ak akçe karagün dostudur.

Yal yiyen it, yüzünden belli olur.

Arayan belasını da devasını da bulur.

Yiğidin anası çabuk ağlar.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

Zorla güzellik olmaz.

Abdalın dostluğu köy görününceye kadardır.

Zora dağlar dayanmaz.

Yatan aslandan, gezen tilki iyidir.

Ağaç ne kadar uzasa da göğe değmez.

Yol üstüne bostan ekme el için, kocalıkta avrat alma el için.

At adımına göre değil, adamına göre yürür.

Yazın başı pişenin kışın aşı pişer.

At ölür, nalı kalır; yiğit ölür, namı kalır.

Bu yazı 2 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak